A slight tilt, a movement across the surface or a variation in a colour transition. These are the marks left by handmade work and by the nature of the clay. Such marks make each ceramic object one of a kind and personal. This is why KUSUR is part of Soil & Oil's approach to making, one that leaves room for the material to have the last word.
Eşyaları azaltmaya nereden başlanır?
Eşyaları azaltmaya, her gün karşınıza çıkan küçük bir yüzeyden başlamak en kolay yoldur: masanız, komodininiz ya da bir çekmece. Her eşyayı elinize alıp hâlâ işe yarayıp yaramadığını ya da size neşe verip vermediğini sorun, kalanlara yer açın, gidenlere teşekkür ederek veda edin.
Tüketim hızına zarif bir cevap: Essentialism
Modern dünyanın bitmek bilmeyen hızı ve sürekli "daha fazlasına" sahip olma arzusu, gündemimizi gürültüyle dolduruyor. Essentialism (Esasçılık), bu kaosa karşı verilmiş dingin bir cevaptır. Bu yaklaşım yalnızca daha az eşyaya sahip olmak değil, hayatın karmaşasından sıyrılıp gerçekten önemli olana odaklanmaktır. Gardıroplarımızdan gündelik planlarımıza yayılan bu sadeleşme hareketi, ihtiyacımız olanın daha fazla tüketmek değil, daha fazla "var olmak" olduğunu hatırlatıyor.
"Bu eşya bana neşe veriyor mu?"
Minimalizm denince akla gelen ilk isimlerden biri olan Marie Kondo, sadeleşmeyi teknik bir süreçten çıkarıp duygusal bir yolculuğa dönüştürüyor. Bir eşyayı elinize aldığınızda hissettiğiniz o kıvılcım, onun yaşam alanınızdaki yerini belirler. Bir nesne artık size neşe vermiyor ya da bir amaca hizmet etmiyorsa, ona teşekkür ederek veda etmek evinizde yeni bir alan açar. Vedalar bazen en büyük özgürleşmelerdir.
Kaliteli, az ve öz eşyayla yaşamanın hafifliği
Sade bir yaşam yoksunluk değil, seçici bir bolluktur. On tane dayanıksız ürün yerine hikayesi olan, el emeğiyle şekillenmiş ve yıllarca kullanılacak tek bir parçaya sahip olmak, her gün kullandığınız eşyayla kurduğunuz ilişkiyi değiştirir. Kaliteli ve özgün seçimler tüketim döngüsünü yavaşlatır. Az eşya, daha az temizlik, daha az dağınıklık ve hayatın kendisine ayırabileceğiniz daha fazla zaman demektir. Bu sadelik fikrini yavaş yaşam yazımızda günlük seçimler üzerinden de anlattık.
Fiziksel sadeleşmeye nereden başlanır?
Yaşadığımız mekanlar günlük tercihlerimizin yansımasıdır. Dolu bir masa ya da eşyalarla kaplı bir oda, gözün durabileceği yer bırakmaz; toplanmış bir yüzey ise işinize ya da dinlenmenize ayıracağınız alanı görünür kılar. Boşluğu bir tasarım unsuru olarak kullanmak isterseniz negatif alan yazımıza göz atabilirsiniz.
Karar veremediğiniz eşyalar ne olur?
Kararsız eşyalar için "belki lazım olur" kutusu kurun: eşyaları kutuya koyun, kutuya tarihi yazın ve bir kenara kaldırın. Üç ay içinde kutudan bir şey almadıysanız, içindekilerle vedalaşmak daha kolaylaşır. Hatıra eşyalara ayrı, küçük bir kutu ayırmak onları diğer kararlardan ayırır.
Çıkan eşyalar nereye gider?
Bağış, yakın çevreye hediye, ikinci el satış, tekstil için geri dönüşüm kumbaraları ve bozuk olanlar için geri dönüşüm noktaları ana seçeneklerdir. "Çıkacaklar" torbasını evde bekletmek yerine aynı hafta içinde yola çıkarın; torba beklerken eşyalar yeniden dolaba karışır.
Yeni eşya girerken ne yapılır?
Her yeni eşya için eskisinden birini çıkarmak, evdeki dengeyi korumanın en sade yoludur. Alışverişten önce "Bu nerede duracak ve hangi eşyanın yerini alacak?" diye sorun.
Soil & Oil'in "az çoktur" bakışı
Örneğin KUSUR buhurdanlık Antalya'da kalıp döküm ve yaklaşık beş saatlik elle finisajla üretilir; her parça küçük yüzey ve ton farkları taşır. Yaşam alanınızda yalnızca ihtiyaç duyduğunuz, nefes alan ve hikayesi olan parçalara yer açmak için şu üç fikir yol gösterebilir:
- Uzun ömür: yıllarca kullanacağınız parçaları seçin.
- Estetik: gözü yormayan, sade tasarımlara yönelin.
- Farkındalık: her eşyanın bir anlamı ve yeri olsun.